Fikirci Bey yazdı:TEMEL İHTİYACIN NESİNİ ANLAMADINIZ?

80 milyonu aşkın nüfusuyla modern bir toplum olan Türkiye’yi salgın koşulları altında yönetmek ciddi bir sorundur. Hemen başta söyleyeyim, hükümet bu konuda karşılaştırmalı olarak başarılıdır. Herhangi bir durumdan şikâyet ederken esasen sadece bizim değil bütün dünyanın deyim yerindeyse “battığını” akıldan çıkarmamak gerekir. Salgının yarattığı güçlükler üzerine bir de “tam kapanma” kararı alındığında böyle büyük nüfuslu ve dinamik bir toplumun çok büyük sıkıntılar yaşayacağı açıktır. Kapanma kararı alındığı anda kararı alanlar da biliyordu ki istisnalar kaideden fazla olacak. Çünkü hayatın devam etmesi gerekiyor. 80 milyonu bir veya birkaç ay için bir “hibernasyon” (kış uykusu) sürecine sokmak herhalde mümkün değildir. Maaşını düzenli olarak devletten alan, devlet batmadığı sürece tuzu kuru olan kesimlerin “herkesi salgın bitene kadar eve kapatalım” talebini ciddiye almak mümkün değildir. Çünkü bu ülkede bir hafta kepenk açamazsa, direksiyon başına oturamazsa, pazara ürününü getiremezse Covid 19’a yakalanmaktan daha büyük problemleri olacak binlerce insan bulunmaktadır. Covid 19’dan daha tehlikeli ne olabilir demeyin. Kira ve vergi borçları yığıldığında canına kıymaktan başka çare göremeyen insanlar ortaya çıkacaktır. Nitekim hükümet de bunu bildiği için en azından piyasayı bu insanlar için “rölantide” götürmek için çaba harcamaktadır. Destek üzerine destek paketi açıklamaktadır. Türkiye’nin başarısı uluslararası kabul görmektedir.  “Türkiye, koronavirüs pandemisinin tüm yıl boyunca etkisini hissettirdiği 2020 yılını birçok gelişmiş ülkenin aksine yüzde 1,8 büyümeyle kapattı.” cümlesi iktidara değil, bizi pek de sevmeyen “Amerika’nın Sesi” haber radyosuna aittir.  Son 20 yılı devri iktidarlarında geçirmiş olsak ne halde olacağımızı gayet iyi tahmin ettiğimiz ana muhalefetin izansız çıkışları maalesef durumu kolaylaştırmamakta, sadece provokasyon etkisi yaratmaktadır.  Kötü niyetli olmayan herkes, hükümetin 18 yılda sağlık alanında bir devrim yaptığını gayet iyi bilmektedir. Özel hastanelerin acil servislerinin vatandaşa açılmasından aile hekimliği uygulamasına, kanser tarama merkezlerinden mega proje Şehir Hastaneleri’ne varana kadar sağlık alanında gerçekleştirilen reformları saymaya kalksak kuşkusuz yerimiz yetmez. Eğer son 18 yılı ana muhalefetin iktidarında geçirmiş olsaydık şu an mevcut hastanelerin, hasta yataklarının, ekipmanların, ilaçların yarıdan fazlasının zaten hiç olmayacağını hemen tahmin edebiliriz. Ortada salgın yokken çöpleri patlatıp onlarca insanın ölümüne neden olan, kötü yerel yönetim nedeniyle bu çağda İstanbul’da kolera başlamasına neden olan ana muhalefetin şu an yaşadığımız sıkıntılar konusunda söyleyeceği tek bir kelime olamaz. Ama elbette bu konuya böyle bakılamaz, “onların döneminde şöyleydi” demenin bugüne bir faydası yok. Şu anda hükümet bugünün 80 milyonluk Türkiye’sinin sorunlarına odaklanmış durumda ve yukarıda söylediğim gibi “tam kapanmanın” istisnaları kaideden fazla olacak. Çünkü insanların evde kalmaları acıkmayacakları, susamayacakları anlamına elbette gelmiyor. Çünkü hayat devam ediyor, etmek zorunda.Hükümet “tam kapanma” ile ilgili bir dizi karar çıkardı, hala da çıkarıyor. Hükümet imkansızı başarmaya çalışıyor, insanlar evde duracak ama hayat devam edecek… Kararların bazıları bazılarımızı rahatsız ediyor, bazıları da gerçekten birbiri ile çelişkili olabiliyor. Ama “ayna ve tarak satmak yasak” diye başlık atmak yerine insanlara şunu anlatmak gerekiyor: Market, bakkal vb. bir yere girdiğinizde temel gereksinimlerinizi, hayati olan şeyleri, olmazsa olmaz ihtiyaçları bir an önce alın ve evinize dönün. Kapalı ve kalabalık yerlerde bahçe şemsiyesi, sulama hortumu, kap kacak önünde oyalanıp durmayın. Hükümetin söylemek istediği bu, yoksa hangi hükümet ülke içerisinde ekonomik faaliyetlerin durdurulmasını ister? Ha, temel ihtiyaçların neler olduğu konusunda afaki tartışmalar yapacaksanız evinizde klavyelerinizin başında yapın. Bunun halkta bir karşılığı yok. Halk bir an önce normale dönmeyi ümit ediyor, bunun yolu da bu iki haftayı en kontrollü biçimde, sadece temel ihtiyaçları karşılayarak tamamlamaktan geçiyor. Sizin soyut hak/kazanım palavralarınızdan değil. @kalemciler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir